İdarə Etici koçluğu alanında uzmanlaşan Flow Uluslararası Koçluq Okulu ekibi, mutlu insanları farklı edən temel özellikleri sıraladı. İnsanları sahip oldukları şeyler deyil, dünyayı ve kendilərini algılama biçimleri mutlu ediyor… Üstelik dünyayı ve kendimizi algılama biçimimizi değiştirmek bütünüyle elimizde…
Mutlu insanlar, onları mutlu eden çok özel yeteneklere sahip deyiller. Herkesinkinden farklı bir hayat da sürmüyorlar. Çok daha iyi bir işe ya da alabildiğine sorunsuz bir ailəye sahip oldukları da söylenemez. Ancak şurası açık ki, onlar hayatı herkesten farklı algılıyor ve yorumluyorlar.
Tabii ki algılarımız tümüyle kendi kontrolumüz altında deyil. Kimi zaman hayat, pek çok şeyi öylece yolumuzun üzerine serpiştiriveriyor. Ancak çoğu zaman mutsuzluk kaynaklarını bizzat kendimiz alıyoruz hayatımıza. Kararlarımız, seçimlerimiz ve nihayet kimi eylemlerimiz belirliyor hayatımızın yönünü. Mutlu mu, mutsuz mu bir insan olacağımızı da yine kendimiz belirliyoruz. İşte size mutlu insanları, mutsuz olanlardan ayıran 10 temel özellik.
Kendilərini severler.
Mutlu insanlar, başkalarına kendilərini sevdirmeye çalışmazlar. Kendilərini sever ve başkalarının onları sevip sevmediğiyle pek de ilgilənmezler. Onları sevebilirsiniz ya da onlardan nefret edebilirsiniz. Bunun üçün sizi ödüllendirmeyecek ya da cezalandırmayacaklardır. Çünkü onlar üçün fark etmez. Ne istiyorlarsa onu yapacak ve her durumda kendiləri gibi davranacaklardır. Başkasının kabul ya da onayını almak üçün yorulmayacaklardır. Sizin ekibinizin bir parçası olmaq istemeyeceklerdir, çünkü kendini seven biri başlı başına bir ekiptir. Kendi hayatlarını yaşar ve kimin onları sevdiği ya da sevmediği ilə ilgilənmezler.
Bağımsızdırlar.
İstedikleri şeyi yaptıkları üçün, yaptıkları şeyi de severler. Yapmak zorunda oldukları üçün deyil, arzu ettikleri üçün harekete keçirler. Herhangi bir şey yapmak zorunda olduklarına inanmaları mümkün deyildir. Elbette qurallara uyacaklardır, vergilərini ödemeleri gerektiğini, doğa kanunları gereği vakti geldiğinde öleceklerini bilirler. Bir konuda harekete geçiyor, bir yere gidiyor, bir topluluğa katılıyorlarsa, kesinlikle istedikleri üçündir. Kimse onları bir şeye zorlayamaz ya da bir şeyin parçası olması üçün tuzağa düşüremez. Çünkü kendi düşüncelerine, başkalarının düşüncelerinden daha çok önem verirler. Doğru olduğuna inandıkları şeyi yapar ve bunun üçün kimseden izin istemezler.
Arkadaşlarını sever ve onlara güvenirler.
Arkadaş konusu kimi zaman netameli olabilir. Çünkü bütün arkadaşlarınıza güvenemezsiniz. Ayrıca arkadaşlarınızın sahibi de deyilsinizdir. Herkes sizin kadar bağımsız olmaq ister. Onların da kendi arzuları ve ihtiyaçları vardır. Tıpkı sizin gibi, arkadaşlarınız da kendi düşüncelerini, hedeflerini öncelikli görürler. Ama yine de hepimiz arkadaş edinmek isteriz. Ne var ki onlara fazlasıyla güvenmek hayal kırıklıklarına neden olabilir.
Mutlu insanlar həm yakın arkadaşlar edinip həm de bağımsızlıklarını korumayı başarabilirler. Bağımsızlık duygusunu kaybetmek, aşırı güven ihtiyacını da beraberinde getirir ki arkadaşlıklar çoğu zaman bu yüzden bozulur.
“Neler yapıyorsun” sorusuna cevap olarak mesleklerini söylemezler. Mutlu insanlar kendilərini meslekleriyle tanımlamazlar. Onlara “neler yapıyorsun” diye sorduğunuzda o günlerde yaptıkları pek çok şeyden söz edebilirler. Örneğin yenilərde gittikleri ya da gitmeyi planladıkları bir şehirden bahsederler. Bazen de üzerine çalıştıkları projeyi anlatırlar. Son zamanlarda çözmek zorunda oldukları bir problemden, üyesi oldukları dernekten, başka insanlarla ortaklaştıkları alanlardan da konuşabilirler. Onlara ne yapıyorsunuz diye sorduğunuzda verecekleri cevap geçimlerini sağladıkları işle ilgili olmayacaktır. Mutlu insanlar, yaşamayı arzu ettikleri hayatla yaşadıkları hayat arasındaki o zor dengeyi qurabilirler. Çünkü isteseniz de istemeseniz de bazı tecrübeleri edinmek zorunda kalabilirsiniz. Böyle zamanlarda necə davrandığınız mutlu ya da mutsuz olma halinizi de belirler. “Nerede yaşıyorsun” diye sorduğunuzda, “Şu ara…” diye başlayan cevaplar verirler. Mutlu insanlar etrafta dolaşmayı severler. Belki de tebdil-i mekanda rahatlık olduğu üçün bu kadar seyahat ediyorlardır. Ya da bir yerde durup hayatlarını orada tüketmek onlara sıkıcı geliyordur. Yalnızca yeni insanlarla tanışıp yeni tecrübeler edinmeyi seviyor da olabilirler. Kimbilir, henüz kendiləri üçün en doğru yeri bulmadıklarına inanıyorlardır. Bu insanların dünyanın her yerinde kendi evlerinde gibi yaşadıklarını görürsünüz. Bir ülkeye ya da şehre bağımlı kalmazlar. Nerede yaşadıklarını sorduğunuzda kimi zaman “dünyada” diye cevap verirlerse kızmayın, dalga geçtikleri üçün deyil, sahiden öyle hissettikleri üçündir. Ne düşüneceklerine ve neye inanacaklarına kendiləri karar verirler. Mutlu insanların kendi felsefeleri vardır. Neye inanacaklarını da kendiləri belirlerler. Onlara tek bir kitabın həyatınızı necə değiştirdiğini anlatabilmenize imkan yoktur. Siz ne istiyorsanız onu yaşayabilirsiniz, istediğiniz her şeye de inanabilirsiniz, tabii inandıklarınız sizi tatmin ettiği sürece. Mutlu insanlar sizi yargılamazlar, ancak onların kendi doğru ve yanlışları vardır. Kendi geçiciliklerinin farkındadırlar. Ölümlü olduklarını bilirler. Bu bilginin idrakine varmakla kalmayıp kabullendiklerini attıkları her adımda hissedersiniz. Neden mi? Çünkü kaçınılmazdır. Ölümlülük fikrinden qurtulmak mümkün deyildir. Yapabiləceğiniz tek şey bu bilgiyle başa çıkabiləceğiniz bir yöntem geliştirmektir. Mutlu insanlar ölümden korkmazlar. Ölüm fikrinden qurtulmaya çalışmak üçün enerji harcamazlar. Kaçınılmazlığını bilir ve hayatlarını buna göre yaşarlar. Ölümü kontrol altına alabayacaklarını bilir, ama şəxsi hayatlarını kendi kontrolleri altında tutabilmek üçün de her şeyi yaparlar. Dünyayı kendi oyun alanları olarak görür, zihinleriyle ona yön verirler. Onları bir şeylerin böyle gelip böyle gideceğine inandırmak mümkün deyildir. Tek bir hakikatin varlığına da ikna olmayacaklardır. Bunun yerine kendilərine inanır ve herkesin bildiği hakikati değiştirmeye çalışırlar. Kendi hayatlarını bütünüyle kontrol altında tutabiləceklerine inanırlar. Dünyayı tam da görek istedikleri gibi görür, yetenekleri ölçüsünde onu daha da iyi kavramaya ve değiştirmeye çalışırlar. Çünkü mutlu insanlar, kendi qurguladığımız dünyalarda yaşadığımızı bilirler. Onlar kendi dünyalarını, başkalarından daha iyi qurgularlar. Şimdiki zamanda yaşar, gələcək zamanı hayal ederler. Mutlu insanların da umutları, düşleri ve hedefleri vardır. Arzuları ve hırsları da olacaqtır. Ama bunlar tarafından tuzağa düşürülmemeleri gerektiğini de bilirler. Çünkü dünya gerçekleşmeyecek düşlerin peşinde ömür heba edecek bir yer deyildir. Hayatı yalnızca gələcəyə bakarak yaşarsanız şimdiki zamanı kaçırmış olursunuz. Şimdiki zaman, yani üçünde yaşadığımız an yaşayabiləceğiniz tek andır. Geriye kalansa bir göz aldanmasından ibarettir. Başkalarını değiştirmeye çalışmaz, onlarla necə birlikdə yaşayacakları sorusuna cevap ararlar. Enerjinizi başka insanları değiştirmek üçün harcamak zaman israfıdır. İnsanlar değişirler elbette, ama bu değişim kendi arzu ettikleri yönde olacaqtır. Onları ne kadar zorlarsanız zorlayın işe yaramayacaktır. Aksine, bir insanı değiştirmeye çalışmak genellikle niyyət edilənin tersi yönde nəticə verir. Böylesine imkansız bir amaçla enerji ve zaman harcamak yerine ne mi yapmalı? Sizden farklı insanlarla arzu ettiğiniz ünsiyyəti qurmak üçün ne yapmanız gerektiği sorusunun cevabına odaklanmalısınız. Onları değiştiremeyeceğinize göre, aranızdaki ilişkiyi sizin üçün faydalı bir şekle büründürmenin yollarını bulmalısınız. Bu da olmuyorsa, bırakın kendi yollarına gitsinler.